|
|
 |
|

|
|
Ayetler:
''Yaptiklari günahlari insanlardan
gizlerler de Allah'tan gizlemezler.''
(Nisa-108)
-----------------------------------------
''Süphesiz bir millet kendilerindeki
iyi hali degistirmedikçe Allah da onlara verdigi nimeti degistirmez.''
(Ra'd-11)
-----------------------------------------
''Mü'minlerin kalblerine Allah'in
zikriyle Allah korkusundan dolmasi zamani gelmedi mi?...''
(Hadid-16)
-----------------------------------------
''Mal biriktiren ve onu sayip duran ve
insanlari sözle ve isaretle ayiplayanin vay haline!''
(Hümeze-1)
-----------------------------------------
"Agizlariyla Allah'in nurunu söndürmek
istiyorlar.Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan baskasini
: istemiyor"
(Tevbe suresi-32)
-----------------------------------------
''Inkar edenlerin, bizi yeryüzünde aciz
birakacaklarini sanmayasin. Varacaklari yer atestir. Ne kötü dönüstür?''
(Nur-57)
-----------------------------------------
''Hiç süphe yok ki Allah onlarin
gizlediklerini de açikladiklarini da bilir.''
(Nahl-23)
-----------------------------------------
Allah’in sana gösterdigi sekilde insanlar arasinda hükmedesin diye sana Kitabi
hak ile indirdik;hainlerden taraf olma!
(Nisa-105)
-----------------------------------------
“Topluca Allah’in ipine simsiki
sarilin, parcalanmayin!”
(Al-i Imran 103)
-----------------------------------------
''...Ecelleri geldigi zaman onu ne bir
an geri birakabilirler, ne de ileri alabilirler.''
(A'raf-34)
-----------------------------------------
''O sizi karanliktan nura çikarmak için
üzerinize melekleriyle beraber rahmet edendir.O mü'minleri çok esirgeyicidir.'':
(Ahzab-43)
-----------------------------------------
"Ya Muhammed (S.A.V) Mü'min erkeklere
söyle: Gözlerini (harama bakmadan) sakinsinlar ve irzlarini korusunlar."
(Nur
suresi,30)
-----------------------------------------
" Hakkinda Bilgin olmadigi seyin
ardindan gitme.."
(Isra-36)
-----------------------------------------
" Allah’tan bagislanmani iste. Sübhesiz
ki Allah Gafurdur, Rahimdir."
( Nisa – 106)
|
|
Hadisi-i Serif:
"Zulümden sakinin! Cünkü zulüm kiyamet
gününde karanliktir!"
-----------------------------------------
“Insanlarin en hayirlisi, insanlara
faydali olandir!”
-----------------------------------------
“Kim bir kardesini, bir günah sebebi
ile ayiplarsa, o günahi islemedikce o kimse ölmez!”
-----------------------------------------
“Rabb’ini zikreden kimse ile Rabb’ini
zikretmeyen kimsenin durumu , diri ile ölünün benzeri gibidir!”
-----------------------------------------
„Dünya sevgisi bütün yanilgilarin basidir!“
-----------------------------------------
„Kim bir kardesinin serefini korursa
(ona yapilan giybeti reddederse) kiyamet gününde Allah atesi onun yüzünden
cevirir.“
-----------------------------------------
''Allah-u Teala, yasindan ötürü bir
ihtiyara saygi gösteren gence, yasliliginda hizmet edecek kimseler
lutfeder.''
-----------------------------------------
''Büyük zorluklar içinde oldugunuz
zaman -Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.- zikr-i cemiline devam
ediniz.''
-----------------------------------------
Haksiz oldugunu anlayip mücâdeleden
vazgeçen kimseye, Allahü teâlâ Cennetin kenar yerinde bir ev binâ eder.
-----------------------------------------
''Kim benim bir sünnetimi ihya ederse
beni seviyor demektir. Kim de beni severse cennette benimle beraber
olacak.''
-----------------------------------------
Namaz mü’mini Allah’a yaklastiran bir
vasitadir.
-----------------------------------------
''Yemek yeyip veya su içtikten sonra,
bunlara hamdeden kulundan Allah razi olur.'' |
|
|
15/9/2007
-
tavan arasında'n...
|
küçükken,
annemin bir gün beni de tavan arasına atacağını düşünür;
buruk bir sevinç duyardım yüreğimde…
tavan arası, değerli bilip de atmaya kıyamadığımız eşyaların hıfzedildiği yerdi; öyle ki oradakilerin tozlanması dahi değerini azaltmazdı. zamanın eskitemediği her şey değer kazanırdı orada, haberler getirirdi benden öncekilerden, ötelere erenlerden
acaba bu karanlık tavan arasında kalsaydım; bana değer verildiğini mi düşünürdüm, yoksa tozlarımla yaşamaya mahkum edildiğimi düşünüp terk edilmişlik korkusuna mı kapılırdım? her şeyden önce benim oraya koyulma sebebim önemli olmalıydı belki de; “değerli bilinmek!” devam eden süreçte unutulmak da ya daha değerli şeylere kavuşulmasından, ya da yaşanılan bir vefa imtihanındandır…
vefa, tozlar arasında kalanı hatırlayıp onunla güzeli yad etmektir; belki de onu yürekte hatırlayıp niyaza eklemektir…
tavan aralarımız, bazen evimizin çatısıdır, bazen de toprağın altı..
mutlaka bir gün hatırlanır değer verilenler.
değer verdiğimiz eşyaları, tavan arasına koyarken insanın aklına bir soru geliveriyor:
”acaba ben de birilerinin tavan arasında mıyım?” beklemek benim imtihanım ise; vefa birilerinin mi?
ya da tavan aramdakilere vefalı mıyım?
…………..
Alinti: www.minare.net
|
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
13/1/2007
-
Iki Simge
|
Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."
- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.
- "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.
Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
- "Peki" dedi. "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
- "Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!"
|
Yorum (
8
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
9/1/2007
-
Ateş ve su
|
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmiş onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armagan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu. Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmus, sönmüş askıyla. Işte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmus.. Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini Sadece ateş alir olmuş...
|
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
22/10/2006
-
oglundan sikayetci olan baba!!!!
|
Oglundan sikayetci olan baba ! ...
Bir adam Hazreti Ömer(r.a) a gelerek, oglunun serkesliginden, ana babasina karsi gelmesinden sikayette bulundu.
Bunun üzerine Hazreti Ömer, adamin oglunu huzuruna çagirtip, ana babasina karsi gelmemesini ve onlarin haklarina riayet etmesini tenbih etti.
Genç bunu üzerine Halifeye dönerek :
"-Ey Muminlerin emîri!çocugun ana-babasi üzerinde haklari yok mudur?" diye sordu.
Hazreti Ömer:
"-evet vardir." dedi.
Genç: "-Onlar nelerdir?" deyince,
Hazreti Ömer saymaya basladi:
"Evlenirken anasinin arastirip seçmesi,çocugu dogunca ona güzel isim koymasi, Allah'in kitabini ogretmesidir."
Genç, halifenin sözlerini sabirla dinledi ve dedi ki:
"-Ey müminlerin halifesi! Dogrusu babam bunlarin hiçbirini yerine getirmemistir. Anneme gelince Mecusi bir kadindir. Bana "Cual" , yani "kara böcek" ismini koymus ve Allahin kitabindan bir harf olsun ögretmemistir.
Simdi benden ne saygi bekliyor? Hangi terbiyeyi verdi ki, karsiligini görmek istiyor?!.."
Bu aci sözler üzerinen Hazreti Ömer adama dönerek dedi ki :
"-Be adam! Bana gelip oglunun serkesliginden,ana babasina asî oldugundan sikayet ediyorsun; oysa ondan önce sen ona asî olmus,haklarini çignemissin. O sana kötülük etmeden, asil sen ona kötülük yapmissin."
Çocuklarinizi bulundugunuz zamana göre degil,gelecek zamana göre terbiye ediniz. Zira onlar sizin zamanlarindan baska bir zaman için yaratilmlslardir. O zamana uygun tarzda onlari güzelce terbiye etmekte kusur etmeyiniz.
|
Yorum (
4
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
18/10/2006
-
Cennete İlk Giren Kadın
|
Bir gün Rasulallah (s.a.v) efendimiz kızı Hz. Fatıma' ya şöyle der ; - Cennete giren ilk kadın kimdir biliyormusun ?
Hazreti Fatıma cevap verir ; - Ey Fahr-i Kainat ben değilmiyim ?
Rasulallah efendimiz der ki ; - Hayır, filan yerde filan evde bir kadın var o dur.
Hazreti Fatıma şöyle der ; - Ne amel işlemektedir de cennete giren ilk kadın olacaktır
Rasuallah efendimiz cevaben git onu ziyaret et görürsün der. Hazreti Fatıma hazırlanıp o kadının evine gider. Kapıyı çalar çok çirkin bir ses ona cevap verir. - Kimsiniz ?
Hazreti fatıma şöyle der ; - Ben Fatıma. - Hangi fatıma? Der kadın,
Hazreti Fatıma şu cevabı verir ; - Rasualllah (s.a.v) in kızı Fatıma.
Kadın şöyle seslenir. - Kusura bakma iki cihan serverinin kızı, Kocam şu an evde yok, kendisi benden başka kimseye Kapıyı açma dedi, Bende söz verdim açamam ey rasulllahın kızı. İstersen yarın gel başımın üstünde Yerin var sana canım kurban, O zamana kadar kocamdan izin alırım. - Peki, Tamam.. der Hazreti Fatıma
Ertesi gün olur, Hazreti Fatıma yine o kadına giderken yanına Hazreti Hüseyin gelir, Beni de götür Der, Hazreti Fatıma oğlunu kıramaz ve tamam gel beraber gidelim der. O kadının evine gelirler Kapıyı çalar. - Kimsiniz ? der kadın
Hazreti Fatıma cevap verir; - Benim, Fatıma.
Kadın şöyle der, - Ey cihan serverinin mübarek kızı yanında bir erkek çocuğunun sesi duyulur. Kimdir O ? der. - Benim oğlum Hüseyindir. O da peşime takıldı gelmek istedi bende kıramadım. diye cevap verir Hazreti Fatıma.
Kadın Üzülerek şöyle der. - Kusura bakma Ey Rasul kızı Hazreti Fatıma, Ben kocamdan sadece senin için izin istedim Oğlun Hüseyin için istemedim. Sen bugün git yarın gel o zaman Hüseyin içinde izin isterim. - Peki, Tamam... Der Hazreti Fatıma. Evine döner.
Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma ile Hazreti Hüseyin tam yola çıkacakken kardeşi Hazreti Hüseyini gören Hazreti Hasan ağlamaya başlar beni de götürün der, Hazreti Fatıma oğlunun bu isteğini kıramaz ve Onu da yanına alır ve yola çıkarlar. Kadının evine gelirler. Kapıyı çalar ve yine o çirkin kadın sesi cevap verir. - Kimsiniz ? - Ben Fatıma. der - Yanında kim var Ya Rasulallahın Kızı Fatıma - Oğlum Hüseyin var birde Hasan var, Hüseyini gelirken gördü ağladı, gelmek istedi bende kıramadım.
Kadın Üzülerek cevap verir ; - Kusura bakma Ya Rasul kızı Fatıma ben kocamdan sadece sen ve oğlun Hüseyin için izin aldım Hasan için Almadım yarın gel kocamdan Hasan içinde izin alayım. der
Hazreti Fatıma ; - Peki, Tamam der..
Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ile Hüseyini yanına alarak o kadının evine giderler. Kapıyı Çalarlar - Kimsiniz ? der kadın. - Ben Fatıma. - Yanında Hazreti Hüseyin Ve Hazreti Hasan' dan başka biri var mı Ya Rasul Kızı Fatıma. - Hayır yok. der Hazreti Fatıma
Ve kapıyı açılır, Kapıyı açan o kadar güzel bir kadındır ki yüzünden nurlar akıyor. Çok güzel örtünmüş Çok güzel bir kadın. Ağzını açar ve bir misket büyüklüğünde taşa benzeyen bir cisim çıkarır ve ; - Hoşgeldin Sefa getirdin Ey Rasulallahın kızı Fatıma. der
Hazreti Fatıma ilk olarak kocasına olan itikatını beğenir. Ve Şöyle der. - Üç gündür Kimsiniz diyen yaşlı kadın senmisin ? der - Hayır. Der kadın. - Peki o yaşlı kadın kimdi ? - Yaşlı kadın yoktu Ya Rasuallahın Kızı Fatıma , ağzımda taş vardı o yüzden sesimi değiştirdim - Peki neden değiştirdin der Hazreti Fatıma
Kadın Şu Cevabı verir. - Belki sesimi duyupta yoldan geçen bir erkek şehvetlenir, Kötü amel işler diye değiştirdim Ya Hazreti Fatıma
|
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
17/9/2006
-
ARZU EDEN GELSİN
|
Muhammed Nasûhî Efendi, bir ara üç gün müddetle sevenlerinden birinin dâveti üzerine hava değişikliği için Çamlıca civârındaki Bulgurlu'ya gitti. Bulgurlu'ya gelişlerinin ilk gecesi, gece yarısından sonra teheccüd namazını kıldıktan sonra yanında bulunanlara; - Bize bugün Üsküdar'a gitmek gerekiyor. Hizmeti yerine getirdikten sonra inşâallah yine geliriz. Arzu eden bizimle gelebilir, buyurdu.
Sabah namazını kıldıktan sonra Üsküdar'a gelmek üzere yola çıktı. Yolda karşısından derviş kıyâfetli biri geldi ve; -Ben duâcınız da efendime gidiyordum. Dergâhınıza vardım. "Efendim hazretleri (yâni siz) Bulgurlu'dadır." dediler. Çok şükür efendime burada kavuştum. Size gelişimin sebebi, Üsküdar'da Bülbülderesi denilen yerdeki bir mağarada, Nakşibendiyye yolu mensuplarından Şâh Haydar adında bir zât vardı. Bu zât kimsenin işine karışmayan, haram işlememek için insanlardan uzak yaşamaya gayret eden biriydi. Ömrünün sonuna doğru bana; "Artık dünyâ hayâtım bitmek üzeredir. Vefât ettiğimde cenâzemi yıkamak, namazımı kılmak, kabre koymak ve telkînimi vermek üzere Nasûhî hazretlerinin vekil olmasını istirhâm ediyorum. Bu vasiyetimi unutma ve başkaları yapmak isterlerse mâni ol. Vefâtımı ve vasiyetimi ona bildirmene lüzum yok. Ona Allahü teâlâ bildirir." buyurdu. Lâkin duâcınız işgüzârlık yapıp kendiliğimden geldim. Bu gecenin son üçte birinde vefât etti, dedi.
Nasûhî hazretlerinin yanında bulunan talebeleri, onun bir kerâmetini daha gördüler. Vefât eden zâtın dediği gibi oldu. Nasûhî hazretleri talebeleriyle birlikte Bülbülderesine geldi. Kabrini kazdırdı.Cenâzesini yıkadı. Namazını kılıp, kabre koydu ve telkînini verdi.
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
22/8/2006
-
Haddini Aşmanın Zararı
|
Bir gün adamın biri Hz. Musa (a.s.)'ya geldi: - "Ya Musa ne olur dua et de ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime hisseler çıkartarak daha iyi bir insan olayım." dedi. Hz. Musa (a.s.): - "Yürü işine git, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma, bu halin senin için daha hayırlıdır." dedi. Fakat adam dinlemedi ısrar etti: - "Ya Musa ne olur hiç değilse kapımda yatan köpekle horozun dilini anlayayım." dedi. Musa (a.s.) her ne kadar bundan vazgeçmesi için çalıştıysa da adam ısrar etti. Bunun üzerine Musa (a.s.) ona dua etti. Adam sevinerek evine döndü. Ertesi sabah hizmetçisi sofrayı kurarken bir parça ekmek fırlayıp düştü. Horoz koşarak bunu kaptı. Köpek buna kızdı: - "Be horoz bu yaptığın doğru mu? Sen buğday da yiyebilirsin arpa da. Mısır da yiyebilirsin, küçük taneleri de. Bense ekmekten başka bir şey yiyemem, neden benim rızkımı kapıyorsun?" dedi. Horoz cevap verdi: - "Haklısın fakat hiç tasalanma yarın bizim efendinin eşeği ölecek, sen de böylece karnını iyice doyuracaksın." dedi. Bunu duyan adam hemen eşeği pazara götürerek sattı. Ertesi sabah da bakalım köpekle horoz ne konuşacaklar diye onların yanına geldi. Köpek horoza sitem ediyor: - "Yahu horoz hani eşek ölecekti, biz de karnımızı doyuracaktık." diyordun. Horoz: - "Eşek ölmeye öldü lakin başka yerde. Çünkü sahibim onu sattı. Fakat hiç merak etme yarın at ölecek, o zaman da daha büyük bir ziyafete konacaksın." dedi. Bunu duyan adam hemen ahıra koştu, atı aldığı gibi pazara götürüp sattı. Sevinerek evine döndü: - "Bu hayvanların dilini öğrenmem çok iyi oldu. Böylece zarardan kurtuldum." diye düşünüyordu. Ertesi sabah yine acaba ne konuşacaklar diye köpekle horozun yanına gitti. Köpek yine horoza sitem ediyor, duruyordu: - "Yahu horoz bu sefer de dediğin olmadı, yoksa sen de mi yalana başladın." dedi. Horoz: - "Hayır ben yalan söylemedim at ölecekti lakin sahibimiz onu da sattı. Fakat merak etme, yarın sahibimizin çok değerli kölesi ölecek o zaman onun hayrına yemekler, helvalar verilecek hepimiz doyacağız." dedi. Bunu duyan adam o gün hiç beklemeden, kölesini götürüp sattı: - "Bu horozla köpeğin dilini öğrenmem iyi oldu. Böylece birçok zarardan kurtuldum." diye düşünerek sevindi ve ertesi gün yine köpekle horozun yanına koştu. İkisi yine konuşuyorlardı. Köpek bu sefer çok kızgındı: - "Yalancı horoz, hani köle ölecek, bu sayede karnımız doyacaktı, günlerden beri yalanlarınla avutuyorsun, bu sana yakışır mı?" Horoz: - "Ben yalancı değilim ve yalan söylemem, diye başladı. Köle öldü fakat burada değil, başka yerde. Çünkü sahibimiz onu sattı. Fakat hiç iyi etmedi. Çünkü bu sefer sıra kendine geldi. Zira ilkin kaza, bela eşeğe gelecek, böylece sahibimiz beladan-kazadan kurtulmuş olacaktı. Eşeği satınca, onun yerine ata geldi, atı da satınca, köleye geldi. Köleyi de satınca bela ona gelecek. Sıra onda, yarın sahibimiz ölecek, o sayede hepimiz doyacağız." dedi. Bunu duyan adam ah vah etti, başına vurdu fakat iş işten geçmişti.
Böylece tamahkarlığın cezasını hayatıyla ödedi.
|
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
2/8/2006
-
Senedi eksik
|
Senedi eksik
Hz. Ömer devlet reisidir. Bir gün oglu yanina gelir:
- Babacigim, elbiselerim cok eski, bana yeni bir elbise al, der.
Hz. Ömer:
- Oglum, su anda param yok. Eski elbiselerini yikar, yamariz. Varsin eski olsun. Ileride param olunca sana yeni elbise alirim, der.
Fakat oglu israr eder. Bunun üzerine Hz. Ömer:
- Oglum sana bir mektup vereyim. Hazine memuruna git. Gelecek ayin maasindan sana avans versin, onunla elbise alirsin.
Hz. Ömer, hazine memuruna hitaben mektubu yazar ve ogluna verir. Oglu mektubu hazine memuruna götürür. Babamin maasindan avans verin, der. Hazine memuru mektubu okuduktan sonra evirir, cevirir ve söyle der:
- Babanizin maasindan avans veremem.
Hz. Ömer'in oglu:
- Neden veremezsin? Bu mektubun halifeye ait oldugundan süphen mi var?
Memur:
- Hayir, süphem yok. Bu mektubu halife yazmis. Ama eksik, der
Cocuk:
-Neresi eksik? Iste avans isteyen mektup, iste halifenin imzasi.
Memur:
- Oglum, baban gelecek aya kadar yasayacagina dair senet göndermemis. Onun icin avans veremem, der.
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
24/7/2006
-
Dinini Dünya İçin Alet Eden Adam
|
Musa Aleyisselam zamanında bir adam insanlara şöyle dermiş.
Benimle Kelimullah olan Musa konuştu. Benimle Safiyullah olan Musa konuştu. Bu sözlerin üzerinden uzun bir zaman geçer, fakat Musa Aleyhisselam’ın yanına, adamın biri, siyah bir iple yularlanmış bir domuz getirir ve Musa Aleyhisselam’a der ki:
- "Ey Allah’ın Peygamberi! Filani biliyormusun?"
Musa Aleyhisselam:
- "Onu işitirim" diye cevap verir. Adam:
- "O adam, işte bu domuzdur” der.
Musa Aleyhisselam, adama niçin böyle olduğunu sormak için, Allah’tan onu eski haline döndürmesi için niyaz etti. Bunun üzerine Allahü Teala Musa Aleyhisselam’a şöyle buyurdu:
- "Ya Musa! Adam Aleyhisselam’ın ve ondan sonra gelen peygamberlerin dualarıyla dua etsen yine de bu adam hakkındaki duanı kabul etmem. Fakat ben sana onu niçin o hale soktuğumu bildiririm. O dinini dünya için satıp, din ile dünyayı yediıği için ben onu o hale soktum”.
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
24/7/2006
-
MELEKLER YIKADI
|
Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala'nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan Hanzala, boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhud'a gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başladı ve eshâbının arasına katıldı.
Harp sona erince Müslümanlar Medine'ye dönmeye başladılar. Harbe iştirak edenlerin yakınları acaba bizden geriye dönen olacak mı heyecanı içerisinde yollara sıralanmışlardı. Bunların arasında henüz bir günlük evli olup, gece yarısı sevgili peygamberimizin emrine uyarak harbe giden ve şehitlik şerbeti içen hazreti Hanzala'nın dul hanımı da vardı.Herkes büyük bir heyecanla harpten dönenlere yakınlarını soruyor, fakat hiç kimse kimseye cevap vermiyordu. Ancak sorulan soruları sevgili peygamberimiz''aleyhisselâm'' cevaplıyordu. En son olarak soru sorma sırası, şehit olan Hanzala'nın hanımına gelmişti. Resûlullah Efendimize yaklaşarak:
- Ey! Allahın Resûlu! Hanzala nerede, demesi üzerine sevgili peygamberimiz cevabında:
- "Hanzala şehit oldu", buyurdu.
Bunun üzerine Hanzala'nın hanımı:
- Yâ Resûlullah, şu anda söyleceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi. Kocam Hanzala, sizin mübârek emrinize uyarak boy abdestini alamadan harbe katıldı. Bildiğiniz gibi şehit oldu. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar, dedi. Bunun üzerine sevgili peygamberimiz yarı hüzünlü bir şekilde (sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala'yı rahmet suları ile melekler tarafından yıkanırken gördüm) buyurdu.Bunun üzerine bütün sahâbiler Uhud yolunu tuttu ve herkes Hanzala'yı aramaya başladı. Daha sonra sahâbiler Hanzala'nın henüz vücûdu kurumamış ve ıslak bir şekilde buldular.
Sevgili peygamberimizin müjdesini bizzat gözleriyle gördüler. Bunun için O'na ''Gasilül- melâike'' yani (Meleklerin gusül ettirdiği Hanzala'' denir. Bu evlilikten Eshâbın büyüklerinden hazret-i Abdullah dünyaya geldi.
|
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Baglanti
|
www.minare.net
|
|
|
|
|
Ziyaretci Sayisi:

|
|
|