Gerçegi insanlarin ölçüleri ile degil; insanlari gerçegin ölçüsü ile tani...

Gerçegi insanlarin ölçüleri ile degil; insanlari gerçegin ölçüsü ile tani... SELAMUN ALEYKÜM BlOGUMA HOSGELDINIZ

Gerçegi insanlarin ölçüleri ile degil; insanlari gerçegin ölçüsü ile tani...

Ayetler:

''Yaptiklari günahlari insanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler.''

(Nisa-108)

-----------------------------------------

''Süphesiz bir millet kendilerindeki iyi hali degistirmedikçe Allah da onlara verdigi nimeti degistirmez.''

(Ra'd-11)

-----------------------------------------

''Mü'minlerin kalblerine Allah'in zikriyle Allah korkusundan dolmasi zamani gelmedi mi?...''

(Hadid-16)

-----------------------------------------

''Mal biriktiren ve onu sayip duran ve insanlari sözle ve isaretle ayiplayanin vay haline!''

(Hümeze-1)

-----------------------------------------

"Agizlariyla Allah'in nurunu söndürmek istiyorlar.Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan baskasini : istemiyor"

(Tevbe suresi-32)

-----------------------------------------

''Inkar edenlerin, bizi yeryüzünde aciz birakacaklarini sanmayasin. Varacaklari yer atestir. Ne kötü dönüstür?''

(Nur-57)

-----------------------------------------

''Hiç süphe yok ki Allah onlarin gizlediklerini de açikladiklarini da bilir.''

(Nahl-23)

-----------------------------------------

Allah’in sana gösterdigi sekilde insanlar arasinda hükmedesin diye sana Kitabi hak ile indirdik;hainlerden taraf olma!

(Nisa-105)

-----------------------------------------

“Topluca Allah’in ipine simsiki sarilin, parcalanmayin!”

(Al-i Imran 103)

-----------------------------------------

''...Ecelleri geldigi zaman onu ne bir an geri birakabilirler, ne de ileri alabilirler.''

(A'raf-34)

-----------------------------------------

''O sizi karanliktan nura çikarmak için üzerinize melekleriyle beraber rahmet edendir.O mü'minleri çok esirgeyicidir.'':

(Ahzab-43)

-----------------------------------------

"Ya Muhammed (S.A.V) Mü'min erkeklere söyle: Gözlerini (harama bakmadan) sakinsinlar ve irzlarini korusunlar."

(Nur suresi,30)

-----------------------------------------

" Hakkinda Bilgin olmadigi seyin ardindan gitme.."

(Isra-36)

-----------------------------------------

" Allah’tan bagislanmani iste. Sübhesiz ki Allah Gafurdur, Rahimdir."

( Nisa – 106)

Hadisi-i Serif:

"Zulümden sakinin! Cünkü zulüm kiyamet gününde karanliktir!"

-----------------------------------------

“Insanlarin en hayirlisi, insanlara faydali olandir!”

-----------------------------------------

“Kim bir kardesini, bir günah sebebi ile ayiplarsa, o günahi islemedikce o kimse ölmez!”

-----------------------------------------

“Rabb’ini zikreden kimse ile Rabb’ini zikretmeyen kimsenin durumu , diri ile ölünün benzeri gibidir!”

-----------------------------------------

„Dünya sevgisi bütün yanilgilarin basidir!“

-----------------------------------------

„Kim bir kardesinin serefini korursa (ona yapilan giybeti reddederse) kiyamet gününde Allah atesi onun yüzünden cevirir.“

-----------------------------------------

''Allah-u Teala, yasindan ötürü bir ihtiyara saygi gösteren gence, yasliliginda hizmet edecek kimseler lutfeder.''

-----------------------------------------

''Büyük zorluklar içinde oldugunuz zaman -Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.- zikr-i cemiline devam ediniz.''

-----------------------------------------

Haksiz oldugunu anlayip mücâdeleden vazgeçen kimseye, Allahü teâlâ Cennetin kenar yerinde bir ev binâ eder.

-----------------------------------------

''Kim benim bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Kim de beni severse cennette benimle beraber olacak.''

-----------------------------------------

Namaz mü’mini Allah’a yaklastiran bir vasitadir.

-----------------------------------------

''Yemek yeyip veya su içtikten sonra, bunlara hamdeden kulundan Allah razi olur.''


20/9/2007 - Sahabenin Namaz Aşkı

Kategori: Islam

Ashab-ı Kiram'ın (Sahabelerin) Namazı
Osman ERSAN Fudayl bin İyâz -radıyallahü anh- şöyle anlatır:

"Ashab-ı Kiram (Allah onlardan razı olsun), sabaha girdikler zaman saçları dağınık, renkleri sararmış bir şekilde bulunurlardı. Geceyi secde edici, rükû edici olarak geçirirlerdi. Bazen uzun müddet kıyamda kalırlar, bazen de uzun müddet secdeye kapanırlardı. Aziz ve Celil olan Allah'ı andıkları zaman, rüzgarlı bir günde ağaç sallanır gibi sallanırlar; gözlerinden, elbiselerini ıslatıncaya ve yerde abdest suyu ölçüsünde eser bırakıncaya kadar yaş boşanırdı. Sabah olunca yüzlerine yağ sürerler, gözlerine sürme çekerler; halk içinde sanki geceyi hep uykuyla geçirmiş gibi çıkarlardı.
Sahabe-i Kiram, namaza durdukları zaman kendilerini Allah korkusu ve azameti kaplardı. Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-, abdest alırken rengi değişirdi. Biri:
"- Niye böyle oluyorsun?" diye sorunca Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-:
" Azametli, mutlak kudret sahibi, her istediğini derhal yapan bir sultanın huzuruna dikilme zamanı gelmiştir.
*
Hz. Ali (r.a)'nin savaşta vücuduna saplanan okun namaz kılarken çıkarılması olayı meşhurdur. Nitekim bir keresinde baldırına bir ok saplanmıştı. Çıkarmak için uğraşılmış da çıkarılamamıştı, çok acı veri veriyordu. Hz. Ali'inin namaza durmasına ve okun bu ara da çıkarılmasına karar verildi. Nafile Namaz kılmaya başlayan Hz.Ali secdeye kapanınca, oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar. Namazı bitirince etrafına bakınarak "oku çıkardınız mı?" diye soran Hz. Ali'ye Oradakiler çoktan çıkardık dediler.
Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahü anh- namazını hûşu ve kalp huzuru ile kılardı. Öyle ki namazda duruşları esnasında adeta bir cansız direk gibiydi.
Mücahit -radıyallahü anh-, Hazret-i Ebû Bekir ve Abdullah bin Zübeyr -radıyallahü anhüma-'nın namaz kılışlarını şöyle anlatıyor:
"Onlar namaz kılarken, sanki bir direk gibi hareketsiz dururlardı."
Misver b. Mahreme diyor ki:
Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere:
"-Durumu nasıl?" dedim.
"-Gördüğün gibi." diye cevap verdiler.
"Namazı hatırlatarak onu uyandırın namazdan daha önemli dahi olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız."dedim.
"-Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi."dediler.
"-Ha! Peki kalkayım."dedi.
İslam'da namazı terk edenin durumunu düşündü. Yarasından kan aka aka namazını kıldı. (Teberani, Hayatü's sahabe)
*
Hz Osman -radıyallahü anh-, bir suikast sonucu hançerle yaralandıktan sonra , sürekli kan kaybetmeye başladı. Ve komaya girdi. Bu durumda dahi namaz vakti geldiği söylenince kendine gelmiş namazını kılmış ve şöyle demişti:
"-Namazı terk edenin İslam'da yeri yoktur."
Hz Osman -radıyallahü anh- bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekatta tüm Ku'an'ı kerimi hatmettiği olurdu. Hz. Ali -radıyallahü anh-'ın namaz vakti gelince, vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı. Sebebini soranlara şöyle derdi:
"Yerle göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum.
Sâbit -radıyallahü anh- diyor ki:
"Zübeyr oğlu Abdullah namaz kılarken, sanki ayakta dikili bir ağaç gibi dururdu. Kendini namaza öyle verirdi."
Başka bir Zât şöyle diyor:
İbn-i Zübeyr secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki, kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki, bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır, butün geceyi secde ile geçirirdi.
İbn-i Zübeyr Hazretleri, yapılan bir saldırıda evde namaz kılıyordu. Atılan şey mescidin kapısına çarptı. Duvardan sıçrayan bir parça da İbn-i Zübeyr -radıyallahü anh- 'ın boğazı ile sakalı arasına çarptı. Buna rağmen o, ne namazını bozdu, ne rükû ve secdesini kısalttı. Bir keresinde namaz kılarken, Haşim isimli oğlu yanında yatıyordu. Tavandan bir yılan atıldı, oğluna sarıldı. Çocuk feryat etmeye başladı. Ev halkı yetiştiler bir gürültü koptu, yılanı öldürdüler. İbn-i Zübeyr namazını sükunetle kılmaya devam etti. Selam verdikten sonra :
"-Gürültüye benzer bir şey işittim, neydi o?" buyurdu. Hanımı:
"-Allah sana acısın! Çocuğun ölüyordu. Senin haberin olmadı mı?" dedi.
Buna karşılık İbn-i Zübeyr Hazretleri şöyle cevap verdi: "-Allah hayrını versin! Eğer namazda başka bir şeyle ilgilenseydim, namaz nerede kalırdı?"
*
Bir sabah erkenden O büyük îmânlı Sahâbînin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar. Mekke dışında Ten'im denilen yere götürdüler. Çünkü bütün mel'anetlerini, orada yapmayı âdet edinmişlerdi.
Bu iki Allah ve Resûlullah dostu ise, heyecanlı değildiler. Yolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahâbî kucaklaşarak birbirlerine uğradıkları belâya sabretmelerini tavsiye ettiler.
Az sonra bir müşrik bağırdı:
- Ey Hubeyb! Sen bizim babamızı, Hâris bin Âmir'i öldürdün. Bugün onun intikamını senden alacağız. Ölmeden önce bir isteğin var mı?
Hubeyb bin Adiy gâyet sâkin, şunları söyledi:
- Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan, yalnız Cenâb-ı Allahtır.. O'na binlerce hamd olsun.
Darağacında namaz
Müşrikler hayretle tekrar sordular:
- Ölmeden önce son bir arzun yok mudur?
- Beni bırakınız iki rekât namaz kılayım...
- Kıl orada.
Elleri ve ayakları çözülen Hz. Hubeyb, hemen namaza durup, büyük bir sükûnet içinde huşû' ile iki rekât namaz kıldı. Cenâbı Hakka son duâlarını yaptı.
Toplanan müşrikler, kadınlar, çocuklar heyecanla onu seyrediyorlardı. Namazını bitirdikten sonra
- Vallahi eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız, namazı uzatırdım ve daha çok kılardım, dedi.
Böylece idam edilirken iki rekât namazı ilk kılan, âdet ve sünnet olmasına sebep olan Hubeyb bin Adiy'dir. Peygamber efendimiz, onun idam edilirken iki rekât namaz kıldığını işitince bu hareketini yerinde ve uygun bulmuştur.
Kaynak: Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz, Erkam Yayınları

Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


12/9/2007 - Ramazan ayı | 30 hatırlatma

Kategori: Islam

* 1’inci hatırlatma:
Ramazan’ın şu ilk günlerinde tartılınız, sonra Şevval başında bir daha tartılınız. Açlık ve riyaset ayı olan Ramazan’da kilo aldıysanız, şişmanlayıp semirdiyseniz vah size, yazık size, efsûs size. Zayıflayanlara ne mutlu:

* 2’nci hatırlatma:
Oruçla yalanı bir araya getirmeyiniz. Oruç sadece aç durmak değildir. Bütün kötülüklerden uzaklaşmak için elimizden gelen olanca gayreti göstermemiz gerekir. Oruçlu iken gıybet yapan kişi, ölü kardeşinin etini yemişçesine günah işlemiş olur.

* 3’üncü hatırlatma:
Haram para kazanan, halkın paralarını gayr-i meşru şekilde iktisab eden (ele geçiren, toplayan) zalimlerin iftar ziyafetlerine gitmeyiniz, orucunuzu haramla bozmuş olursunuz.

* 4’üncü hatırlatma:
Orucu Allah için tutuyoruz. Ramazan’ı bahane ederek işlerimizi aksatmayalım. İşverenler haklarını helal etmezlerse borçlu kalırız, hak yemiş oluruz.

* 5’inci hatırlatma:
Ziyafet sofralarımıza en az bir fakir çağıralım, onun da iyi yemek ve tatlılardan nasiplenmesini sağlayalım. Hep zenginlerin, ensesi ve göbeği kalınların çağrıldığı, bir tek fakirin bile dâvet edilmediği bir ziyafet sofrası ne kötü sofradır.

* 6’ncı hatırlatma:
Mübarek ve kutsal Ramazan ayında İslâm dininin yasaklamış olduğu çalgılı şarkılı eğlencelere gitmeyelim, hele açık saçık kadınların teganni ettiği fısk meclislerden bucak bucak kaçalım.

* 7’nci hatırlatma:
Ramazan’da sağlığımızı korumak için, yeterince doymak ve beslenmek şartıyla genellikle yavan ve mütevâzı yemekler yiyelim. Lüksten, israftan, gösterişten, saçıp savurmaktan uzak duralım. Bu yolla artırdığımız parayı fakirlere verelim.

* 8’inci hatırlatma:
Zekatlarımızı verelim. Zekattan başka bol bol hayır hasenat da yapalım. Zekatları alenen verebiliriz. Onun dışındaki hayır ve sadakalarımızı, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek şekilde verelim, fakir ve muhtaçları ezmeyelim, üzmeyelim, aşağılamayalım.

* 9’uncu hatırlatma:
Beş vakit namazı muntazaman (düzenli bir şekilde) kılalım, bayramdan sonra da aksatmayalım.

* 10’uncu hatırlatma:
Günde en az beş-on dakika Türkiye’deki ve İslâm dünyasındaki Müslüman kardeşlerimizin hal-i perişanına üzülelim, ağlayalım, geliyorsa gözümüzden yaş akıtalım. Çünkü Müslümanlar gerçekten perişan durumdadır.

* 11’inci hatırlatma:
Muhtaç ve aç hayvanlara Ramazan’da özellikle merhamet ve şefkat gösterelim. Bir karıncayı bile ezmeyelim. Unutmayalım ki, karıncanın bir Sahibi vardır, hesap sorar, ceza verir.

* 12’nci hatırlatma:
Ramazan sabır ve tahammül ayıdır. Bu ayda öfkelenmeyelim, kimsenin kalbini kırmayalım. Haklı da olsak, bazı haklarımızdan vaz geçelim, fitne ve fesat çıkmasını önleyelim.

* 13’üncü hatırlatma:
Haram kazançlardan ateşten kaçar gibi kaçalım. İhalelere fesat karıştıran, devlet ve belediye bütçelerini hortumlayan, “Şirketlerin” kasalarını babalarının malı gibi kullanan, saçı bitmedik yetimlerin haklarını yiyen alçaklardan uzak duralım. Onların yemeklerini yemeyelim, çaylarını içmeyelim.

* 14’üncü hatırlatma:
Hazret-i Muhammed’in peygamberliğini ve ilahî mesajını kabul etmeyen, insanlığın kurtarıcısı o yüce zata yalancı diyen, Kur’ân-ı Kerim’e düzmece kitap diyen, İslâm’a bâtıl din diyen kâfir ve zâlimleri ehl-i necat ve ehl-i cennet olarak gösteren sapıklara müsamaha etmeyelim (hoşgörü göstermeyelim), onlarla işbirliği yapmayalım, hele onları doğrudan doğruya ve dolaylı olarak asla desteklemeyelim, yardımcı olmayalım. Çünkü zulme ve bâtıla yardım haramdır.

* 15’inci hatırlatma:
Camilere gelen zâlim dünya büyüklerini alkışlamayalım. Camiler şamata, soytarılık, gösteriş alanı değildir. Allah için ihlâsla geliyorlarsa alkış istemezler. Kalplerinde nifak olduğu halde gösteriş için geliyorlarsa alkışlar onların azabını artırır.

 

* 16’ncı hatırlatma:

Cami görevlilerine: Ezan okundu mu, vaazı, konuşmayı, Kur’ân okumayı bırakalım ve ibadete başlayalım. Hele cuma namazlarında, ibadeti beş-on dakika geciktirmeyelim. Günahtır, cemaate zulümdür. Çok güzel ve tesirli vaaz ediyorsan sana her zaman cemaat bulunur.

* 17’nci hatırlatma:
Tesettürlü İslâm kadınları ve kızları yüce dinimizin hoşgörmediği, yasak kıldığı mekânlara gidip salına salına gezip tozmasınlar. İslâm kadınının haysiyet ve ismetini korusunlar.

* 18’inci hatırlatma:
Sadaka vermeden seyahate çıkmayalım. Verecek birini hemen bulamazsak, evimizdeki veya işyerimizdeki sadaka kutusuna veya zarfına koyalım ve ilk fırsatta hakeden birine verelim. (Sadaka profesyonel dilenciye atılan üç-beş kuruş değildir. Allah rızası için yardımdır.)

* 19’uncu hatırlatma:
Yüce İslâm dininde zaruret olmadıkça açık yerlerde herkese göstererek yemek içmek yoktur. Bilhassa Ramazan çarşılarında ve etkinliklerinde ayakta, yürüyerek, herkesin içinde sucuk ekmek, kokoreç, börek, lahmacun yemek terbiyeli ve görgülü Müslümana yakışmaz. (Bu konuda daha fazla bilgi almak isteyenler ehl-i sünnet âlimlerine sorsunlar. Reformculara sormasınlar, çünkü onlar her şeyin fetva ve ruhsatını kolayca verirler.)

* 20’nci hatırlatma:
Oruçlu, mümkün olduğu kadar ben demesin, biz desin.

* 21’inci hatırlatma:
İslâm’da söz orucu (yani hiç konuşmamak) diye bir şey yoktur. Ancak dinimiz bizi lisan âfetleri konusunda uyarmıştır. Bilhassa Ramazan’da çok konuşmayalım. Konuşursak zarurî, faydalı, hikmetli, iyi şeyler konuşalım. Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak günah olan konuşmalardan kaçınalım.

* 22’nci hatırlatma:
Âhir zamanda bulunduğumuzu bir an bile hatırımızdan çıkartmayalım. Küçük Alâmetlerin hepsi, Büyük Alâmetlerin bir kısmı zuhur etmiştir. Dünya fitne, fesat, zulüm, savaş yangınları içindedir. İslâm dünyasına karşı bir savaş başlatılmıştır. Korkunç fırtına ve kasırgalar, dehşetli zelzeleler, azgın seller, önüne geleni silip süpüren korkunç deniz dalgaları dünyanın çeşitli yerlerinde büyük felaket ve facialara yol açmaktadır. İstanbul büyük bir zelzele beklemektedir. Önümüzdeki karanlık günler için azık hazırlayalım. Belâ ve felâketleri sadaka ile, dua ile önlemeye çalışalım. İsyandan itaate, fısk u fücurdan salâha, bid’atten sünnete, cimrilikten cömertliğe, câhillikten ilme, nifaktan ihlasa, şerden hayra hicret edelim. Gaflet içinde aldatıcı keyifler sürmeyelim. Bu dünyayı kendimize yalancı bir cennet haline getirmek sapıklığına kapılmayalım. Dünya mihnet, çile, imtihan, deneme yeridir.

* 23’üncü hatırlatma:
Bize en fazla zıt giden, fikir ve görüşleri en fazla ters olan Müslüman kardeşimize bile düşmanlık etmeyelim. Onu da bizden bilelim. Ölse, cenazesiyle ilgili hizmetleri yapmayacak mıyız, namazını kılmayacak mıyız? Ölmeden önce de onunla iman kardeşliği bağlarını kopartmayalım.

* 24’üncü hatırlatma:
Kur’ân’a sarılalım, biliyorsak Kur’ân okuyalım, bilmiyorsak Kur’ân tilaveti dinleyelim. (Okumak sünnet, dinlemek farzdır). Ehliyetimiz yoksa, kendi kafamıza, re’yimize ve hevâmıza göre Kur’ân tefsiri yaparak yüce Kitaba ihanet ve saygısızlık etmeyelim. Kur’ân’ın mânasını ve ondan çıkartılan hüküm ve yorumları ehl-i sünnet müfessirlerinden öğrenelim.

* 25’inci hatırlatma:
Ölmüş büyüklerimiz için (anne baba, dede nine, akraba, hısım, ecdat...) hayır hasenat yapalım, yemek yedirelim ve sevabını onlara bağışlayalım. Bayram’da kabirlerini ziyaret edelim, Yâsin okuyalım, Fatiha okuyalım, ecrini onlara hediye edelim.

* 26’ncı hatırlatma:
Şehrimizdeki ve başka yerlerdeki velilerin, âmil alimlerin, sâlih kişilerin kabir ve türbelerini ziyaret edelim. Onları hatırlamak, onları sevmek, onları ziyaret etmek imanımızı güçlendirir, dindarlığımızı kavi kılar. Bu ziyaretlerde dine aykırı işler yapmayalım.

* 27’nci hatırlatma:
Günde en az bir kere içimizden kendi nefsimize “Öleceksin, Allah’a döneceksin, yaptıklarından hesap vereceksin, hazırlan, hazırlan, sakın vakit geçirme...” diye nasihat edelim.

* 28’inci hatırlatma:
Nefsimizi kötüleyelim. Süleyman Daranî hazretleri (Allah yüce sırrını takdis etsin!) gibi yapalım. Ne demiş? “Bütün dünya halkı beni kötülemekte bir araya gelseler, benim kendimi kötülediğim kadar kötüleyemezler...” Nefs-i emmâremizin en büyük düşmanımız olduğunu bilelim. Kibir, gurur, benlik, büyüklenmek âfetlerinden kaçalım.

* 29’uncu hatırlatma:
“İki günü birbirine eşit olan ziyandadır” hadîs-i şerifini bir an bile hatırımızdan çıkartmayalım. Her günümüzün bir önceki günden daha hayırlı, daha faydalı, daha hikmetli, daha ibadetli, Peygamberimizin sünnetine daha uygun, ilahî rızaya daha yakın meymenetli bir gün olması için gayret ve cehd sarfedelim.

* 30’uncu hatırlatma:
İhtiyaçlarımızı lüzumsuz yere çoğaltmayalım. İhtiyacını çoğaltan ıstırabını çoğaltmış olur. Kanaatli yaşayalım, orta halli olalım, lükse heves etmeyelim. Dünyaya kazık çakmaya kalkışmayalım. İnsan bu dünyada garib bir yolcu gibidir. Ne mutlu gurebaya...

 

 

Alinti: http://minare.net/forum/onemli-gunler-ve-geceler/ramazan-ayi-30-hatirlatma-t3851.0.html

 

 

hosgeldin ey sehr-i ramazan

Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


20/4/2007 - SAKIN SANDIĞI BOŞ BIRAKMA

Kategori: Islam

İmam-ı Gazali Hazretleri'nden:

İyi bil ki, bir gün; gece ve gündüzü ile yirmi dört saattir. Kıyamet günü insanoğlunun önüne her gün için yirmi dört tane kapalı kutu getirilir. Kutunun birini açıp, o saatte yaptığı amellerin mükafatı olarak, içinin nur ile dolu olduğunu görünce, Allah'ın lütfunu düşünerek kul öyle sevinir ki, bu sevinci cehennem halkı arasında paylaşılsa, cehennemın acısını duymaz olurlardı.

İkinci kutuyu açtığında, bundan karanlık ve pis kokular çıkar ki, bu da isyan ile geçirdiği saattir. Buna da öyle üzülür ki, eğer bu üzüntü cennet halkına dağıtılsaydı, kederlerinden cennetin zevkini kaybederlerdi.

Üçüncü bir kutu daha açılır ki içi tamamen boştur. Bu da uyku veya mübah şeylerle geçirdiği saattir. Fakat küçük bir hayrın ecrine dahi şiddetle ihtiyaç duyulan o günde, imkanı olduğu halde büyük bir kazancı kaybeden tüccarın zararı gibi ve hatta çok daha fazla yanar ve o saati boşa geçirmesinin acısıyla kıvranır.

Bu kadar zarar ve aldanma sana kafidir.

O halde "Ey nefsim! Fırsat eldeyken sandığını iyi doldur, sakın boş bırakma. Tembelliğe düşme, sonra yüksek derecelerden düşersin."

Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


20/4/2007 - Daha Sevimlisi yok

Kategori: Islam

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki

"Allahü Teala indinde, kişinin, yumuşaklıkla yendiği öfke ile, sabırla karşıladığı musibetten daha sevimlil iki şey yoktur. Yine Allahü Teala nezdinde, kişinin, fisebilillah döktüğü bir damla kan ile, gecenin karanlığında Allahü Teala'dan başka kimsenin görmediği bir sırada, secdede iken döktüğü bir damla gözyaşından daha sevimli iki katre yoktur.

Ve son olarak Allahü Teala nezdinde, kişinin, farz namazları kılmak için attığı bir adım ile, akraba ve yakınlarını ziyaret etmek maksadıyla attığı bir adımdan daha sevimli iki adım yoktur."

Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


3/4/2007 - İnsanlar Yağmura benzer

Kategori: Islam

Ebû Mûsa el-Eş'arı (r.a)'den rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
"Allah'ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, bol yağmura benzer. Bu yağmur öyle bir toprağa düşer ki onun bir kısmı suyu kabul eder de çayır ve bol ot yetiştirir. Bir kısmı da kurak olur, suyu (üstünde) tutar da Allahü Teala halkı onunla faydalandırır. Ondan (hem kendileri) içerler, (hem hayvanlarını) sularlar ve ekin ekerler. Bu yağmur diğer bir nevi toprağa daha isabet eder ki düz ve kaypaktır. Ne suyu üstünde tutar, ne de ot bitirir.

Allah'ın dinini anlayıp da Allah'ın benimle gönderdiği (hidayet ve ilimden) faydalanan ve bunu bilip başkasına bildiren kimse ile bunu duyduğu vakit kibrinden başını bile kaldırmayan ve Allah'ın benimle gönderilen hidayetini kabul etmeyen kimse böyledir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu taksimine göre insanlar da topraklar gibi üç kısma ayrılmıştır:
1- Nâfi', müntefi': Yani hem başkasına menfaati olup, hem de kendisine menfaati dokunandır.
2- Nâfi', gayr-i müntefi': Yani başkasına menfaati olup, kendisine menfaati dokunmayandır.
3- Ne nâfi', ne de müntefi': Yani hem başkasına hem de kendisine menfaati dokunmayandır.

Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


31/3/2007 - MÜFLİS KİMDİR?

Kategori: Islam

İnsanlar arasında hiç malı bulunmayana veya malı pek ay olana veyahut da malı helak olmuş kimseye müflis denilirse de, hakiki müflis hadis-i şerifde bildirilen kimsedir. Ebû Hüreyre'nin (r.a) rivayet ettiği hadis-i şerifte:
Resûlûllah (s.a.v.): " Müflis kimdir bilir misiniz?" buyurdu.
Ashâb: "Bizim aramızda müflis hiç bir parası ve malı olmayan kimsedir", dediler.
Bunun üzerineö Resûlûllah (s.a.v.) buyurdular ki;

"Ümmetimden hakikaten müflis, kıyâmet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelecek olan kimsedir. Ama şuna sövmüş, buna zina iftirasında bulunmuş; şunun malını yemiş; bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüş olarak gelecek. Ve buna hasenâtından, şuna hasenâtından verilecektir. Şâyet dâvası görülmeden hasenâtı biterse, onların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenecek, sonra cehenneme atılacaktır."

Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


30/3/2007 - ASIL SİZ TEVBE EDİN!

Kategori: Islam

Hâricîlerden bir tâife, Kûfe şehrini ele geçirdiklerinde, ahâlinin İmâm Ebû Hanîfe'dir diyerek, evvela İmâm-ı Âzam'ı çağırmışlar.

Kendileri gibi inanmayanların ve günah işleyenlerin küfrüne hükmeden bu tâife, İmam-ı Âzam Hazretleri'ne de (hâşâ), küfründen tevbe etmesini söylemişler.

İmâm-ı Âzam da onlara; "Ben her küfürden tevbe ediciyim." buyurmuş.

İmâm-ı Âzam Hazretleri'nin verdiği bu cevaptan pek memnun olmayıp tekrar;

"İhtimal ki, sen 'Her küfürden tevbe ediciyim.' derken, bizim mezhebimizi de küfür sayıyorsun" demişler. Bu sözleri üzerine, İmam-ı Âzam;

- Siz bu fikre ne ile vardınız? âyet-i kerîmesi hükmünce bu zannınız günah olmakla, inançlarınıza göre günah işlemiş ve küfre düşmüş oldunuz. Asıl siz küfrünüzden tevbe ediniz, buyurmuşlardır.

Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


30/3/2007 - ALIŞ VERİŞTE İBÂDET

Kategori: Islam

Bir kimse İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretleri'ne sordu:

- Yâ imâm! Ben vakitlerimi ibâdet ile geçirmek istiyorum. Bana bir şey yaz da, hep onu yaparım!

İmâm-ı Âzam (r.a) alış veriş bilgilerini yazıp verince, adam.

- Bu, tüccârlara lâzım olur. Ben evimde oturup ibâdet ile meşgûl olmak istiyorum, dedi.

Bunun üzerine İmâm-Âzam şu cevâbı verdi:

- Yiyecek ve giyecek lâzım olmayan kimse var mı? Dinin alış veriş kısmını bilmeyen, harâm lokmadan kurtulamaz ve ibâdetlerin sevâbını bulamaz. Zahmetleri boşa gider, azâba yakalanır ve çok pişman olur.

Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


28/3/2007 - BİLDİKLERİ HALDE İNKÂR EDENLER

Kategori: Islam

Yahûdiler, ellerinde bulunan ve "Sizi âhir zaman peygamberi kurtaracaktır" diyen Tevrat'ı, Allah'ın Hz. Musa'ya indirdiği kitaptır diye tasdik eden Kur'an-ı Kerim geldiği zaman onu inkâra kalkıştılar. Halbuki Yahudiler bundan önce müşriklere bunun geleceğinden bahsediyorlar ve bu sayede onlara karşı fütuhat talebinde bulunuyorlardı:

"İlahi! Tevrat'ta vasıflarını bulduğumuz ahir zaman peygamberiyle bize nusret ihsan eyle!" diye dua ve yardım talep ediyorlar ve müşriklere: "Bizim söylediğimizi tasdik ederek çıkacak olan peygamberin zamanı geldi, gölgesi bastı, biz onunla  beraber sizi Ad ve Irem gibi katledeceğiz." diyorlardı.

Fakat o bildikleri, insanlık âlemine er geç şeref vereceğine inandıkları, o yüce Peygamber ve o Kitab-ı Kerim gelip kendilerini İslam dinine davet edince, sırf hasetlerinden ve makamlarını kaybedecekleri endişesinden dolyı onu inkâr ettıler. O yüce Peygamber'i ve O'na inen Kur'an-ı Kerim'i inkâra cür'et gösterdiler. Allahü Teâlâ'nın lâneti bütün kâfirler üzerinedir. Artık o münkirler de bu lânetten kendilerini kurtaramayacaklarını düşünsünler. (Bakara Suresi, Ayet 89'un tefsirinden)

Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Baglanti


25/3/2007 - Imâm Ebû Yûsuf'un Hârûn Reşîd'e Nasihatı

Kategori: Islam

Imâm Ebû Yûsuf'un Hârûn Reşîd'e Nasihatı

 

"Ey mü'minlerin emîri! Allâhğ Teâlâ sana öyle bir vazife verdi ki, sevâbi sevâpların en büyüğü, cezası da cezaların en büyüğüdür. Allahü Teala seni Müslümanların işlerini görmekle vazifelendirdi. Onların işlerini görmede, adaletle hareket etmezsen, bunun hesabını senden soracaktır. Bugünün işlerini yarına bırakma! İstekler bitmeden ecel gelip çatar. Ecel gelmeden önce salih ameller işlemeye çalış! Çünkü ecel geldikten sonra salih amel işlenmez.

 

Çobanlar, mal sahiplerine koyunların hesabını verdiği gibi, sen de Allahü Teala'ya, emrinde olanların hesabını vereceksin! Bu hesap çetin olacaktır. Doğruluktan ayrılma, yoksa ıdare ettiğin kimseler de doğruluktan ayrılır. Nefsinin isteklerine göre ve kızgınlık esnasında karar vermekten sakın! İki işten biri dünya, diğeri de ahiret işi olsa, ahiret işini tercih et! Çünkü dünya fani, ahiret ise bakidir. Allahü Teala'nın korkusuyla titre, insanlara farklı muamele yapma! Daima temkinli ve dikkatli ol! Temkinli olmak, dil ile değil kalp iledir. Allahü Teala'dan korkarak ve rahmetini umarak ona sığın! Kim ona sığınırsa, Allahü Teala onu korur. Kıyamet gününü bilip de amel etmeyenin, o gün duyacağı pişmanlık bitmez. Ey mü'minlerin emiri! Bugün amel defterine yazılan, dünyada işlediğin her şeyden yarın ahirette hesaba çekileceksin. İşlediğin her şeyin, şahitler huzurunda açığa çıkarılacağı günü unutma!

 

Ey mü'minlerin emiri! Korunması emredileni koru ve gözet! Eğer bunları yapmazsan yürünmesi kolay olan yollar zorlaşır. Emrinde olanların zararlarına sebep olma! Yoksa Allah, onların haklarını senden alır. Emrinde olanları unutmazsan, sen de ahirette unutulmazsın.

Ey mü'minlerin emiri! Ni'metlerin şükrünü eda et. Ayet-i kerimede (mealen) "...Eğer şükrederseniz ni'metlerimi arttırırım ve eğer nankörlük ederseniz şüphesiz azabım çok şiddetlidir." (Ibrahim Suresi, Ayet 7) buyuruldu.

 

Allahu Teala indinde, başkalarına faydalı olmaktan, onları doğru yola getirmekten daha sevimli ve fesattan, fitneden daha kötü ve sevimsiz bir şey yoktur. Günah işlemeye devam etmek, ni'metlere karşılık nankörlüktür. Nankörlük eden de mutlaka cezasını çeker."

 

 

Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Baglanti

Sayfa: 1 - Toplam: 3
| Sonraki Sayfa

 


www.minare.net

Gerçegi insanlarin ölçüleri ile degil; insanlari gerçegin ölçüsü ile tani...

Ziyaretci Defteri

Dua edelim buyrun

Online Users :

Ziyaretci Sayisi:

Hit Counter

Baglantilar:

Son Yazilarim:

BAYRAM
MUTLU EVLİLİĞİN SIRLARI
Sahabenin Namaz Aşkı
tavan arasında'n...
Ramazan ayı | 30 hatırlatma
Kefenin Cebi
İyi Ki Varsın diyebilmek
Yaşayınca Anladım...
Aşk nedir...
Dost musun ?öyleyse canın canımdır..
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM
SAKIN SANDIĞI BOŞ BIRAKMA
Daha Sevimlisi yok
ÖLÜM
İnsanlar Yağmura benzer
Sultan İbrahim Han
MÜFLİS KİMDİR?
ASIL SİZ TEVBE EDİN!
ALIŞ VERİŞTE İBÂDET
BİLDİKLERİ HALDE İNKÂR EDENLER
Imâm Ebû Yûsuf'un Hârûn Reşîd'e Nasihatı
Hakkin Sesi Olmaya Geldik
Kıyamet SURESİ
Şehirler Olmasa Anilarimiz Ölü Olurdu
Gece Geçilen Şehirler Işik Seli Gibidir

Son 5 Yorumlar:

,,,
selam
SelamünAleykum Din Kardeşlerim:)
Bayram Tebriği
merhaba
AŞK
selametle
s.a oriflame da kariyer yapmak için...
merhaba
-----

Filmler:

Zehranin Gözleri

Hz. Eyüp

Hz. Musa

Imam-ý Azam Ebu Hanife

Bize Nasýl kýydýnýz

Hz. Muhammedin Babasý

Sohbetler:

Ahmet Mahmut Ünlü

Radyo:

Lalegül FM

Bizim Radyo

Ibadet FM

Linkler:

ISLAMDA KARDESLIK
Cennet Cicegi
Lalegül FM
Itibar Haber
Hakyolu
Köklü Degisim

Firaset Net

Ayetler

Ibretli

Tevhidweb

Islam.de

Sevde

Islam Guide

Yesil Yol

Cennet Yolcusu

Sami Yusuf Forum

Gülay Pinarbasi

Hakikatweb

Genclere Özel

Islam yolculari

Ravda

Kaskir

Islamyurdu

Yeni Genclik

Harun Yahya

Misakonline

Islamisohbet

Menzil.net

Enfal

Yesrip

Gazeteler:

Samanyolu Haber

Milli Gazete

haber7com

Vakit Gazetesi

Yeni Asir Gazetesi

Günes

Sabah

Milliyet

Hürriyet

Yeni Safak

Türkiye